fbpx

Posts Tagged ‘Recep Tayyip Erdoğan’

Özçelebi: “Propaganda döneminde çatışmacı dil artacak”

Tarih: 13 Nisan 2015 - Sita admin tarafından yazıldı

suat özçelebi Zaman 13 nisan 2015Sita Politik Danışmanlık Genel Müdürü O. Suat Özçelebi Zaman Gazetesi Pazar Eki’ne seçim kampanyaları, propaganda dili ve Türkiye’de siyaset üzerine konuştu.

Günlük hayata bile yansıyan çatışma dilinin seçim dönemlerinde şiddetlendiği herkesin malumu. Hatta adaylar daha şimdiden kime, nasıl cevap vereceklerini düşünmeye başlamıştır bile. Oysa siyasal iletişim uzmanlarına göre polemiğe giren değil, sağlam vaatler üreten kazanacak.

Milletvekili aday listelerinin açıklanmasıyla Türkiye, yeni bir seçim maratonuna daha adım attı. Bu süreçte çok çalışacaklardan birisi de seçim danışmanları. Giyecekleri kıyafetten hazırlanan afişe, yapacakları konuşmalardan ve billboard için vereceği poza kadar her konuda adaya yol gösteren seçim danışmanlığı Türkiye’de genelde reklam ajanslarının üstlendiği bir alan. Ancak bu işi daha profesyonel düşünüp sadece siyasal iletişime odaklanan kurumlar da var. Bunlardan biri de SİTA Politik Danışmanlık. Yaklaşık 22 yıldır bu alana odaklı çalışan kurum, onlarca seçim deneyimi ve aday macerası atlatmış. Biz de Genel Müdür ve siyasal iletişim danışmanı Suat Özçelebi ile seçim döneminin nasıl geçeceğini, propagandaların hangi yönde ilerleyeceğini konuştuk.

Seçim dendiğinde akla ilk gelen elbette meydanlar ve buradan rakiplere uçuşan sözler. Şiddet dili ülkenin bütün gündemine hakim olmuşken Özçelebi, meydanların da bundan nasibini alacağını söylüyor. Partilerin rakibinin ekonomik ya da sosyal politikalarını eleştirmek ve buna yönelik vaatler üretmek yerine tamamen kişiler üzerinden ilerleteceği bir propaganda dönemi bizi bekliyor. Aslında bunun sorumlusu biraz da halk. Özçelebi’ye göre toplum politikacıların ürettiği şiddet dilini reddeden bir tepki gösterseydi iş bu noktalara kadar varmazdı. Toplumun kutuplaşmadan da pek şikâyetçi görünmediğini ekleyen Özçelebi şöyle devam ediyor: “Geçmişte de liderler arası çatışmalar çok yaşadık. Demirel ve Ecevit çekişmesi bilinir. Ya da Yılmaz ve Çiller. Ama hiçbir zaman bu denli hakaretamiz, kutuplaştırıcı bir dil gelişmedi.” Toplumun bu çatışmacı dile şimdiye kadar tepki göstermese de artık mutsuzlaşmaya başladığının da altını çiziyor.

KAMPANYALAR, KİŞİSEL ÇEKİŞMELER ÜZERİNDEN İLERLİYOR

Propaganda döneminde çatışmacı dilin daha da artacağını yineleyen Özçelebi’nin muhalefet parti adaylarına tavsiyesi, iktidardaki siyasal söylemin ardından ‘takipçi’ konumuna sürüklenmemeleri. Tecrübeli danışman, siyasal iletişimde genelde proaktif bir sürecin tercih edildiğini ancak Türkiye’de seçim dili ve kampanyaların tam tersine reaktif şekilde ilerlediğini anlatıyor. Yani adaylar kendi politikasını, gündemini belirlemek yerine enerjisini rakibe karşı cevap üretmeye harcıyor. Bu durum, liderlerin söyleminden kampanyanın içindeki bütün paydaşlara kadar herkese yansıyor. Dolayısıyla seçim kampanyaları kişisel çekişmeler üzerinden ilerliyor.

Peki bu gidişat kimi besliyor? Elbette ki iktidar partisini. Çatışmacı söylemin artık Başbakan’ın ve Erdoğan’ın politik söyleminin bir parçası olduğunu anlatan Suat Özçelebi’ye göre buna katılan diğer muhalefet partileri sahada oyuncu olmaktan çok oyunun bir parçası oluyor. Oysa muhalefet bu çatışmacı dile ayak uydurmak zorunda değil. Siyasal iletişimde en önemli etkenin güven olduğunu anlatan Özçelebi, bunun da insanın kendisi olmaktan geçtiğini söylüyor. Aksi takdirde söylemlerin seçmende bir karşılık bulamayacağını ekliyor: “Başkasına benzemeye ya da başkasının dilini kullanmaya çalıştığınızda aslı varken kimse taklidini tercih etmez.” Türkiye’de muhalefet partileri kendi gündemini geliştirmekte başarısız. Benzemeye dayalı ve kora kor bir mücadelenin işe yarayacağı fikri ise ülkeyi çatışmanın içine sürüklüyor. SİTA Başkanı’na göre bu yanılgının örneklerinden biri de Kemal Kılıçdaroğlu. Muhalefet partisi liderinin kamuoyu ile tanıştığı dil ile genel başkan olduktan sonra kullandığı dil arasında ciddi bir uçurum olduğunu anlatan Özçelebi, “Adeta Erdoğan’a benzemeye çalıştı. Ve şimdi onu daha iyi yapma telaşıyla daha çok benzemeye çalışarak başka bir mecraya doğru gidiyor. Ben bu çatışmacı dil değiştiğinde başka bir CHP,  başka bir CHP lideri ve söylemin egemen olabileceğini düşünüyorum.” tespitini paylaşıyor.

BİZDE SEÇİMLER ZATEN İKİ TURLU!

Partileri demokrasi yolunda zayıf düşüren diğer etken ise parti içi demokrasiden yoksunluk. Türkiye’deki durumu ‘iki dudak demokrasisi’ olarak niteleyen Suat Özçelebi’ye göre seçimlerde yapılan şey demokrasicilik oynamak. Çünkü Türkiye’de parlamenter yapı genel başkanlar ve yanlarındaki ekip tarafından dizayn ediliyor. Ülke 7 Haziran’da seçime gitse de gerçek anlamda bir seçimden bahsedilemeyeceğini savunan Özçelebi sözlerini şöyle sürdürüyor: “Türkiye’de seçimler çok uzun zamandır iki turludur. Birinci turu yani gerçek seçimi genel başkanlar ve ekipleri yapar, halk sadece yapılmış listeyi tasdikler. Bunun bir benzeri de AKP’de başbakan seçiminde yaşandı. Sayın Cumhurbaşkanı, Ahmet Davutoğlu’nun AKP’ye başbakan olmasını uygun gördü. Dolayısıyla şu anda başbakanı cumhurbaşkanının seçtiği bir ülkede yaşıyoruz.”

Afiş ve flamalar seçmen tercihini etkiler

Siyasal iletişim danışmanı olarak saha çalışmaları ve kamu araştırmaları da yaptıklarını anlatan Suat Özçelebi, “Adayların konumlandırılması, slogan oluşturulması ve vaatlerin seçmende karşılık bulması da çalışma alanlarımızın bir parçası.” diyor. Diğer kısmı ise kozmetik dediğimiz afişler, flama ve billboardlar. Birçoklarının görmekten bunaldığı flama ve afişler düşünüldüğünün aksine aday için oldukça etkili. Özçelebi, flamaların doğrudan oy verme kararını etkilemese de seçmen üzerinde ciddi psikolojik etkisi olduğunu söylüyor. Bununla birlikte bazı adayların propaganda sürecini afiş yapıp iyi bir sloganla belli noktalara asmaktan ibadet gördüğünü anlatan Özçelebi, TV reklamları, afiş gibi araçların en çok görünen unsur olduğunu ancak asıl başarının lideri, partiyi ve adayları doğru konumlanmaktan geçtiğini anlatıyor. Adayın fotoğraftaki duruşu, taktığı kravatı, imajı ve sloganı ise sonradan geliyor. Zira yanlış belirlenen bir strateji konumlamanın üzerine milyonlarca afiş ve reklam hazırlansa da faydasız olabiliyor. Son dönem seçimleriyle ilgili diğer bir gerçek ise propaganda araçlarının artması. Adaylar artık internet ve sosyal medya üzerinden milyonlarca kişiye ulaşabiliyor. SİTA Başkanı’na göre internetin aday için en büyük avantajı ölçülebilir olması. Yani kime ne kadar ulaştığını görüp hedef kitle analizini burada yapabiliyor.

Sosyal medyanın önemini Obama gösterdi

Suat Özçelebi, Türkiye’de seçim çalışmalarında sosyal medyanın öneminin henüz kavranmadığını söylüyor. Adayların da bu mecrayı doğru kullanmakta sıkıntı yaşadığını belirten Özçelebi şöyle konuşuyor: “Sosyal medyanın nasıl bir başarı getireceğini Obama’nın seçim kampanyasında gördük. Hem yüklü miktarda bağış topladı hem de geniş kitlelere ulaştı. Amerika’da bu iş profesyonelce yapılıyor. Bizdeki adaylar bunu Facebook’ta profil açma olarak algılıyor. Kullanılabilecek çok fazla sosyal medya aracı var. Türkiye’de de bunun için bazı ekipler kuruldu. Onlar da troll denen insanlara döndüğü için propaganda inandırıcılık açısından zayıflamış durumda. Özellikle bazı kampanyalar açısından.”

Suat Özçelebi Samanyolu Haber’de Cumhurbaşkanlığı Kampanyalarını değerlendirdi.

Tarih: 11 Temmuz 2014 - Sita admin tarafından yazıldı

Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyalarında adayların özellikleri, stratejik siyasal iletişim süreçleri, yaşanan polemikler, seçimlerde kritik unsurlar konusunda Sita Politik Danışmanlık Genel Müdürü O. Suat Özçelebi 9 Temmuz Çarşamba günü Samanyolu Haber TV’de “Haber Ekranı” programında konuştu.

 

Suat Özçelebi, The Wall Street Journal’a Cumhurbaşkanlığı seçimleri için konuştu.

Tarih: 24 Haziran 2014 - Sita admin tarafından yazıldı

The Wall Street Journal’dan Ayşegül Akyarlı Güven, CHP ve MHP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimleri için ortak adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, seçim kampanyası süreçleri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve mevcut durum ile ilgili  Sita Politik Danışmanlık Genel Müdürü O. Suat Özçelebi’nin görüşlerine başvurdu.

suat özçelebi the wall street journal

Ekmeleddin İhsanoğlu seçime kadar Popülaritesini artırabilir mi?

Türkiye’nin ilk kez halkın oylarıyla Cumhurbaşkanı seçeceği güne sadece 1.5 ay kaldı. Muhalefetin çatı adayının kısa süre önce açıklandığı seçim ortamında iktidarın adayı henüz resmi olarak açıklanmış değil. Temelde iknaya dayalı bir süreç olan ve içinde algı yönetimi barındıran siyasal iletişimde amacın oy verme davranışını değiştirmek olduğunu dile getiren 21 yıllık Siyasal İletişim Uzmanı Sita Politik Danışmanlık Genel Müdürü Suat Özçelebi “Tanınmayan bir adayın istediği algıyı oluşturması tanınan bir adaydan daha kolaydır” diyor. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun kendisini tanıtmak için yeterince zamanı olduğunu ifade eden Özçelebi ile Başbakan’ın yeni aday konusundaki sessizliğini, muhalefetin ‘evdeki bulgur sorunu’nu ve hangi adayın iletişimde daha şanslı olduğunu konuştuk.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaştı. Adaylar ya hala net değil ya da sessiz. Oy verme davranışını değiştirecek bir iletişim kuruluyor mu sizce seçmenle? Türkiye’de yüzde 20-30’luk bir kitle içinde kararını koşullu değiştiren seçen var. Bu koşullar da ortama göre değişirler., Şu anda çok fazla koşul ve veri var. Çünkü temelde bir mesaj kirliliği yaşanıyor. Örneğin Ekmeleddin Beyin kampanyasında şu anda bir kampanya mantığı göremiyorum. Bana göre bu büyük bir risk. Bazı capslerle başladılar tanıtıma. Sosyal medyada ‘Bozok yaylasının evladı’ yazıyor resimlerin üzerinde. Bunu yanlış bir çıkış olarak görüyorum. ‘Temelde sizden biri’ mesajı verilmeye çalışılıyor fakat önemli olan mesaj bu mudur konusu henüz bilinmiyor. Seçmen kolay yönlendirilmez. Algı ve koşulun ne olduğunu bilmek gerekir. Bilgi önemlidir.

Ne yapmak lazım bilmek için?

Araştırma yapılmalı. Veriyi ve toplumdaki karşılığını sorgulamak gerekiyor. ‘Bize öyle geliyor’ ya da ‘Ben, bana böyle geliyorum’ diyerek tanıtım olmaz. Sizin karşı taraftaki algıyı doğru ölçmeniz gerekiyor. Çünkü algı bir yerden sonra gerçeğe dönüşüyor. Sizin o gerçekle ne kadar baş edebileceğinizi de bilmeniz gerekiyor. Cumuraşkanlığı seçimine yönelik bu tarz bir seçimde odak grup çalışmaları ile çeşitli bölgelerdeki algının ölçülmesi en doğrusu bence. ‘Seçmenin algısında nasıl bir Ekmeleddin İhsanoğlu var?’ ‘Biz o algıya göre nasıl bir konumlandırma yapabiliriz?’Bu soruların cevabı bulunmalı. Sıkı bir kampanya ekibi bunu dizayn etmeli. Adayla herşeyi baştan sonra konuşmalı. Aday araç olmamalı.

Ekmeleddin İhsanoğlu için bu koşullar oluştu mu henüz?

Hayır. Bizde herşey tepeden inme gelişiyor. ABD’yi düşünün; Başkanlık seçimleri için adaylar 1-2 yıl önceden kendi partileri için kendi aralarında yarışıyorlar. Bizdeyse seçime 2 ay var ama Ekmeleddin Beyin resmi rakibi yok.

Ekmeleddin Bey’i 2 ayda Anadolu’daki Ahmet Amca’ya tanıtmak mümkün mü?

Evet mümkün. Ama bu bir yerden sonra bütçe işi. Sınırlı bütçeyle anlatamayız. Örneğin televizyon çok önemli bir araç. İstenen mesaj belirli saniyelere bölünerek anlatılabilir Bu açıdan çok önemli. Sosyal medyada önemli olmakla birlikte bu önem biraz abartılıyor. Hala bizim açımızdan televizyon bu tip bir kampanyada çok etkili. Çünkü mesajı saniyelere bölüp aktarabiliyor. Sosyal medyasız bir tanıtım düşünülemez ama kitle iletişim araçları da çok önemli. Hangisinin ne kadar kullanılması gerektiğiyse araştırma yapılmadan bilinemez.

[image]

Algı her zaman adayın gerçeğini yansıtır mı? Algı gerçektir ama tabii ki gerçek daha gerçektir. Siz araştırmanızı düzgün yapıyorsanız ve soruları gerçekten sonucu görmek için soruyorsanız o zaman algı stratejisini doğru yaparsınız. Aday o algının herşeyine sahip olmalıdır. Kesinlikle adaya rağmen kampanya yapılmamalı. ‘Bak aslında öyle değilsin ama böyle görünmelisin’ kampanyası yapılırsa inandırıcı olmaz. İknanın temel unsuru olan güven bu koşul altında oluşmaz.

“Algı gerçektir ama gerçek daha gerçektir. Kesinlikle adaya rağmen kampanya yapılmamalı.”

Ortada bir araştırma olmadığını biliyorum ama 21 yıllık deneyiminizle siz Ekmeleddin İhsanoğlu olsanız, kampanyanızın ana hatları nasıl olurdu?

Ben Ekmeleddin Bey olsam tamamen proaktif olurum. Yani ‘Ne derdim olabilir ki Başbakan’la’ siyaseti yaparım. Ama ‘bana nereden gelebilirler’i bilmem gerekir. Kriz iletişimini ve olası senaryoları bilmem gerekir. Aslında bunlar birçok kampanyada yapılır. Birçok şey belirlenir. ‘Aday mı konuşacak?’ ‘Sözcü olacak mı?’ gibi birçok seçenek var burada. Ekmeleddin Bey bunu 2 haftada kurgulayabilir ama profesyonel bakış açısı önemli.

Siyasal iletişimi en profesyonel uyguayan partinin Ak Parti olduğu algısı var. Gerçeği yanısıtıyor mu bu algı?

Doğru. Ak Parti’nin siyasal iletişimi gerçekten örnek alınabilecek nitelikte. Başbakan ayda en az 2-3 tane, kendisiyle de ilgili araştırmalar yaptırıyor. Sırf ona çalışan araştırma şirketleri de var. Bu zaman zaman riskli olsa da o şirketleri de başka araştırmalarla denetlediğini biliyorum.

[image]

Başbakan Ekmeleddin İhsanoğlu hakkında yorum yapmıyor. “Çatısı olmayan aday’ dışında bir eleştiride bulunmadı. Bunu nasıl yorumlamalı?

Ben de bu dediğinizi hissediyorum. İlk algı olarak da şunu söyleyebilirim ki bence bir tür Ekmeleddin Bey’in de kendisinden kaynaklanan biçimde olayı ağır tartışmalı bir dilden götürmeyeceği izlenimi yaratıyor. Bu kendisine gelen üslupla ilgili eleştirilere de yanıt niteliğinde bence.

“Başbakan’ın İhsanoğlu sessizliği kendisine gelen üslupla ilgili eleştirilere de yanıt niteliğinde bence”

Her konuda daha yumuşak bir üslubu yok ama

Yok. Biraz daha bu kampanyaya dönük birşey. Ama ben orada yine Sayın Başbakanın kendisini tutamayacağı konular olacağını düşünüyorum.

Bugüne kadar Başbakanın eleştirilerinde “Bu CHP zihniyeti” tavrı öne çıktı Oysa şimdi daha farklı özelliklere sahip bir aday var. Bu iktidarın iletişimi açısından ezber bozar mı?

Tırnak içinde evet. Ama biz hala neyin ezberini bozduğumuzu bilmiyoruz. Ortada somut birşey yok. Birbirlerine ne diyecekler, karşılıklı tezleri ne olacak bilmiyoruz. Başbakan aslında Cumhurbaşkanlığı konusunda ‘Ben başka türlü olacağım’ derken Sayın Gül’e de ‘Sen aslında başka türlü olmadın’ diyor. Ekmeleddin Bey kuvvetler ayrılığını dile getirecek mi bilmiyoruz.

[image]

O konuşmadı ama Kılıçdaroğlu onun adına ‘Başbakana her an karışmayan bir Cumhurbaşkanı olacak’ dedi. Ama işte bunu Bahçeli ve Kılıçdaroğlu mu yerine getirecek yoksa kendisi mi? Kimin söylediğine göre algı da değişir. Hem mesajın içeriği önemli hem de “aday mesajı gümbür gümbür dile getirip arkasında duruyor mu” diye bakılır. Yoksa bu bir ‘kaçak güreş’ mi derler. Mesajı kendinin vermesi adayın karşı tarafta yaratacağı etkinin potansiyeli açısından önemli. Kategorik olarak seçmen kademeli düşünmez. O gün o algıyla düşünür. ‘Kendisi birşey söylemiyor. Hep başkası konuşuyor’ algısı kalır insanlarda. Ben Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’nun biraz geri çekilip Ekmeleddin Bey’in tamamen önde ve tek durması gerektiğini düşünüyorum. Tırnak içinde söylüyorum. ‘Korunan kollanan çocuk gibi olmamalı’

“Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’nun biraz geri çekilip Ekmeleddin Bey’in tamamen önde ve tek durması gerektiğini düşünüyorum. ‘Korunan kollanan çocuk gibi olmamalı’”

CHP’NIN EVDEKİ BULGUR SORUNSALI Çatı aday CHP’lilerden çok tepki aldı. Onlarla nasıl bir iletişim kurulmalı?

Baştan bu karar verildi ve bitti. Evdeki bulgurdan olacak mıyız olmayacak mıyız? Evdeki bulgur ne kadar riskte? Çünkü Ekmeleddin Bey’in tipoljisine baktığımızda kesinlikle bir CHP adayı değil. Bu şu hesabı yaptıklarını gösteriyor. Evdeki bulguru biraz riske aldılar ve bundan da çok imtina etmediler. Başka türlü Ekmeleddin Bey tipolojisinde bir adayın CHP’nin içinde olduğu bir koalisyonun adayı olması mümkün değil Küskün CHP’lilerin oy vermedeki tavrı ve daha da önemlisi Kürt oyları bu seçimde belirleyici olacak.

Başbakanın daha yumuşak bir üslup algısı oluşturmak istemesi durumunda 2 ayda böyle bir algı oturtabilir mi?

Tanınmayan birinin istediği algıyı oluşturması tanınan birinin kendsi hakkındaki algıyı değiştirmesinden çok daha kolay. Çünkü tanınmayan aday önyargı duvarına çarpmıyor. Ama burada tanınmayan adayın uygunluk derecesi de çok önemli.

Bütçenin öneminden bahsettiniz. Ne kadarlık bir bütçeden bahsediyoruz tanıtım için?

Partilerin elindeki bütçeyi bilemiyoruz. Şu an ne rakam söylesem anlamsız olur. Ama milyon dolar seviyesindedir tabii. Burada parti yardımlarının yanısıra bağışlar da önemli.

Yerel ve genel seçimlerde nasıldır bütçeler?

Yerel seçimlerde ortalama bir ilçe adayının tanıtımına 100-150 bin TL harcanır. Maliyeti yüksek kalem afiş değildir. İşin lojistiğidir. İyi bir megaboard binlerce afişe bedeldir. Mevcut kitle ‘Beni motive et’ ister. Bayraklar ver şarkılar o kitle için önemlidir.

Haberin orjinali için lütfen tıklayınız. (The Wall Street Journal-Türkiye 24.06.2014)

Gezi Parkı ve anketlere yansıyanlar

Tarih: 24 Haziran 2013 - Sita admin tarafından yazıldı

GEZİ PARKIGezi Parkı Direnişi olarak adlandırılan sivil toplum hareketlerinin kitlesini anlamak ve çözümlemek için bir kaç anket yapıldı. Bu anketler arasında “siyasal eğilim” anketleri de yer aldı.

Gezi Parkı için kapsamlı ilk araştırmaları GENAR  498 kişiyle görüşerek yaptı. KONDA Araştırma ve Danışmanlık Şirketi ise 4411 kişi ile 6-7 Haziran’da görüştü.

GENAR’ın düşük denek sayısı özellikle siyasal eğilimler konusundaki bulgularda soru işareti yaratacak düzeyde görünüyor.

Ankette çıkan bazı sonuçlar şöyle: Türkiyenin en önemli sorununu ülkede özgürlüğün olmaması olarak belirten eylemcilerin büyük çoğunluğu, “Aileniz dışında dünyada en çok sevdiğiniz kişi kimdir?” sorusuna yüzde 54,8’lik kesim Atatürk olarak yanıt verirken, yüzde 9,0’luk bir kısımda bu soruya Abdullah Öcalan yanıtını verdi. Bu soruya cevap verenlerin bir kısmı de BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in adını verdi

Gezi Parkı olaylarının sebebi Tayyip Erdoğan

Eyleme katılma nedenlerini ise yüzde 46,6’lık kesim eyleme ve direnişe destek olarak belirtti. Gezi ‘Parkı olaylarının asıl sebebi nedir?’ sorusuna ankete katılan eylemcilerin yüzde 58’i Tayyip Erdoğan yanıtını verdi Eylemciler ideolojik görüşlerini ise yüzde 33’lük kesim Atatürkçü, yüzde 19’u Özgürlükçü, yüzde 13’ü de Sosyalist olarak açıkladı.

‘Geçmişte kimlere oy verdiniz?’ sorusuna ise eylemcilerin yüzde 74’ü CHP,yüzde 16’sı BDP, yüzde 2,1’i TKP, yüzde 2,1’i de İşçi Partisi olarak yanıtladı.

KONDA’nın anketinde ise siyasal eğilimle konusunda çok daha farklı bir manzara var:

Parktaki her üç kişiden biri partisiz: 2011 seçimlerinde oy kullanmamış, boş oy vermiş veya yaşı tutmadığı için oy vermemiş.

“Bugün seçim olsa, oyunuzu kime verirdiniz?” sorusuna yüzde 28 oranında kararsız ve yüzde 18 oranında oy kullanmam diyen olması dikkat çekici. Yüzde 31 oranında CHP cevabı verilmiş.

Parkta bir oluşumu, grubu temsilen bulunanların yarısı partisiz. Ankete katılanların yüzde 79’u herhangi bir siyasi partiye, oluşuma veya dernek, vakıf, platform gibi sivil toplum kuruluşuna üye değil.

Parti veya STK’ya üye olanların yüzde 38’i, olmayanların yüzde 52’si oy konusunda kararsız veya oy vermek niyetinde değil.

Eyleme gelen her altı kişiden biri hem parti / STK üyesi hem de daha önce eyleme katılmış ama her beş kişiden ikisinin ne üyeliği var ne de daha önce eyleme katılmış.

Parktakiler arasında daha önce eyleme katılmış olanların yüzde 47’si, katılmamış olanların ise yüzde 53’ü seçim için herhangi bir partinin adını söylemiyor. Parkta olan ve daha önce bir örgüte üyeliği olmayanların yarıya yakını kendisini insan hakları ihlalinin bir parçası olarak görmüyormuş.

Yüzde 94 “sade vatandaş” olarak buradayım demiş. Kalanlar ise bir grubu, oluşumu vs. temsilen orada. Öğrencilerin yüzde 92’si sade vatandaş olarak parkta. Bir oluşumu temsilen gelenlerin yarısı öğrenci. Bir oluşumu temsilen gelenlerin yarısı, oy vermeyen veya kararsız olanlar. Parktaki her dört kişinin üçü sade vatandaş olarak gelmiş ve herhangi bir parti /STK üyeliği yok.

Kaynak: T24 haber sitesi (12.06.2013); TIMETURK Haber portalı (13.06.2013)

Erdoğan’ın anket tepkisi: Fecaat!

Tarih: 22 Şubat 2013 - admin tarafından yazıldı

erdoganin_anket

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, iç Anadolu bölgesindeki bazı belediyelerin oy oranlarına ilişkin anket sonuçlarını  açıkladı.

Kayseri’nin % 66 ile ilk sırada çıktığı ankete göre Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın memleketi Kırıkkale’de ise partinin oyu % 58, belediye başkanını başarılı bulanların oranı ise % 11.2 çıktı. “Yerel seçimlerde yine AK Partiye oy veririm” diyenlerin oranının % 13.5, “vermem” diyenlerin oranının ise % 71.7 çıktığı sonuç için Erdoğan, “fecaat” diye tepki verdi.

Ankara’da ise başkanı başarılı bulanların oranı % 49, başarısız bulanların oranı % 29, kararsızların oranı da % 23 çıktı. Ankete göre Ankara’da “oy veririm” diyenlerin oranı % 38, “vermem” diyenlerin oranı ise % 46 oldu.

Kaynak: Hürriyet / Milliyet 22.02.2013

ABD’li kuruluştan Türkiye anketi: Gidişatı beğenenler ilk kez ‘azınlık’ta

Tarih: 25 Aralık 2012 - admin tarafından yazıldı

1396733_93767524ABD’li IRI araştırma şirketinin, Türkiye’de yaptığı ankete göre, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü destekleyenlerin oranı hükümeti destekleyenlerden fazla olduğu ortaya çıktı

Amerikan kuruluşunun Türkiye anketi: Gidişatı beğenenler ilk kez ‘azınlığa’ düştü

Radikal gazetesi yazarı Cengiz Çandar, geçen hafta katıldığı 32. Gün programında KONDA araştırma şirketinin yöneticilerine dayandırarak AKP oylarında 7 puanlık düşüş olduğunu açıklamıştı. Ulaştığımız yeni bilgiler, yabancılar tarafından yaptırılan kamuoyu yoklamalarında da benzer tespitler çıktığını ortaya koyuyor.

(daha&helliip;)






Close
Takipçimiz olur musunuz?
SİTA ile ilgili gelişmeleri sosyal medya adreslerimizden takip edin