Posts Tagged ‘Seçim Kampanyası’

TAZ Gazetesi’ne Referandum Röportajı

Tarih: 28 Mart 2017 - Sita admin tarafından yazıldı
Almanya’da Türkçe ve Almanca olarak yayımlanan TAZ Gazetesi’nden Ebru Taşdemir, Sita Politik Danışmanlık Genel Müdürü Suat Özçelebi ile SİTA’nın çalışmaları, siyasal iletişim ve 16 Nisan’da yapılacak olan referandum için Türkiye’de sürdürülen kampanyalar üzerine bir röportaj yaptı. Röportajın linkine ulaşmak için lütfen tıklayın.
taz_logo
Referandum kampanyaları

„Kararsızları sandığa taşımak gerek“

Referandum yaklaşıyor. Evet ve hayır kampanyaları ne kadar başarılı? 24 yıldır siyasi danışmanlık yapan Osman Suat Özçelebi ile konuştuk.

EBRU TASDEMIR , 2017-03-28

Osman Suat Özçelebi SİTA Politik Danışmanlık A.Ş’nin kurucusu ve genel müdürü. 1992 yılından beri Türkiye’de gerçekleştirilen tüm milletvekili ve yerel seçimlerde, farklı siyasi partilerden adaylara seçim kampanyası danışmanlığı yaptı. Hürriyet Gazetesi’nde bir süre ekonomi ve bürokrasi muhabiri olarak çalışan Özçelebi, sivil toplum örgütlerinde, siyaset okullarında eğitim ve danışmanlık hizmetleri de veriyor. Özçelebi, bir siyasi danışman olarak referanduma giden süreci değerlendirdi.

taz: Suat Bey, siyaset dili Türkiye’de son günlerde bir hayli sertleşti. Bir siyasi danışman olarak bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Osman Suat Özçelebi: Kutuplaşma, siyaseti de milleti de kamplaştırdı. Bu ortamı elbette daha da geriyor, sertleştiriyor. Sanki bir siyasal rakip değil bir “düşman“ varmış gibi karşınızda, yapıcılıktan uzak tamamen yıkıcı bir söylem ve davranış sergileniyor. Kullanılan dil ve seviye düştü.

Bunun referandumla ne ilgisi var?

Referandumun çok büyük bir sistem değişikliğine yol açacak olması gerilimi daha da artırdı. Özellikle anayasal değişikliklerin özgür bir bilgilendirme ve tartışma ortamında değil, OHAL varken hazırlanması, çoğulcu bir biçimde sivil toplumun da katılacağı biçimde açık yapılmaması da çok rahatsız edici oldu. Bütün bunlar siyaset dili ve söylemini keskinleştiriyor. Kanımca bu kadar önemli ve hayati bir referandumun OHAL’de yapılması yıllar sonra herkes için ciddi bir utanç vesilesi olacak.

Türkiye’de siyasi danışmanlık deyince, neleri kapsıyor?

Siyasal iletişim danışmanlığı sadece reklamcıların yaptığı ve seçim dönemlerine hapsedilmiş bir iş değil. Araştırma, siyasal vizyon diyagramı, çevre analizi, adayların ve aday adaylarının aday oldukları parti ve seçim çevresi özelinde süreç yönetimi, etkinlik ve kriz yönetimi, medya ilişkileri vb. birçok başlığı kapsıyor.

Kimlerle çalışıyorsunuz?

Bizim şöyle kalıp bir cümlemiz var. Anayasamızın meşru kabul ettiği bütün siyasi parti ve adaylarına eşit mesafedeyiz. Partilerle değil, siyaset yapmak isteyenlerle, adaylarla, her partiden danışanlarımızla çalışıyoruz.

Referandum’daki Hayır cephesininin sınırları o kadar da belli değil gibi. Örneğin MHP’den bazı yerel oluşumlar „Hayır“ diyeceklerini açıkladı. Evet ve hayır cephesini siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında Türkiye demokrasisi için güzel bir deneyim; bir tür imkansız koalisyon. MHP nin bazı kesimleri yanında, HDP, CHP, Sosyalistler ve İslamcılar gibi gruplar da yer alıyorlar. Bu parlamenter rejimin ve koalisyonların eleştirildiği bir anayasal süreçte ders niteliğinde.

Tabii bu çok merkezlilik büyük bir renklilik sağlarken özellikle Anadolu’da kampanya açısından dağınıklık ve daha geniş kitlelere ulaşamama riski yaratıyor. AK Parti çok güçlü bir propaganda makinası, bununla yine o güce yakın bir parti örgütü desteğiyle çalışma yapılmalı. Ayrıca „Evet“ cephesi kaynak sıkıntısı yaşamadan, iktidar tarafından her düzeyde destek alırken, „Hayır“ cephesi eşitsizlik, baskı ve yasaklamalarla karşı karşıya.

Somut olarak „Hayır“ cephesinde hangi kaynaklar eksik?

Medya organlarında kendilerine fazla yer bulamıyorlar. Ki bu tür kampanyalarda yüz yüze iletişim kadar kitle iletişim araçları, televizyonlar da çok önemli. Ana muhalefet çok az ulusal kanalda kendine yer bulabiliyor. Özellikle YSK’nın geçenlerde yayınladığı „il ve ilçelerde yapılacak çalışmalar için kamu otoritesinden izin alınması“ zorunluluğu doğrudan „hayır“ cephesine karşı çıkarılmış gibi algılandı. Biliyorsunuz hükümet yine bir süre önce bir KHK ile TV’lerde her tarafa eşit süre ile yer verme zorunluluğunu kaldırmıştı.

Yürütülen kampanyaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben „evet“ cephesinin tezlerindeki kendilerince “doğru“ olan pozitif sonuçları anlatmak yerine başlangıçta reaktif bir kampanya izlemelerini yanlış ve şaşırtıcı bulduğumu söylemeliyim. Özellikle 15 Temmuz hain darbe girişiminin sorumlusu FETÖ ile “hayır“ oyu kullanacakları aynı tarafa koyma, insanları böylece caydırma girişimi, korkutma ve tehdit algısı yarattı.

Bu da bugüne kadar AK Parti’nin izlediği proaktif, pozitif ve projeci görünümlü kampanya algısının tam tersi. Darbeciler tarafından oğluyla birlikte alçakça öldürülen, bugüne kadar AK Parti kampanyalarının mimarı merhum Erol Olçak’ın eksikliği sanki hissediliyor.

Evet kampanyası daha çok Erdoğan’ın popülist retoriğine dayanıyor sanki.

Erdoğan şu an bir stratejistten çok bir taktisyen gibi hareket ediyor. Sonucu kurtarma telaşında, geleceğe odaklanmasını kaybetmiş gibi.

Hayır kampanyasını daha mı etkili buldunuz?

Hayır cephesinde gözlemlediğim çok merkezliliğin, kimsenin birbirinin ayağına basmadan kampanya sürdürme çabası var. Farklı seçmen gruplarına ulaşmaya çalışıyorlar. Sosyal medyada yoğun bir hareketlilik var, oldukça yaratıcı capsler ve videolar izlemek mümkün. Ancak bunun mahalle kampanyasıyla Anadolu’da ne kadar desteklendiği belirsiz.

Referandumu son anda iptal etme iddiaları var. Böyle birşey gerçekleşirse nasıl bir etki yaratır?

Bu konuşuluyor. Kamuoyu araştırmalarının çok yayınlanmaması da- ki yayınlanıyor- benzer bir komplocu bakış açısı taşıyor. Sanırım “savaş“ hali hariç bu referandum iptal edilemez ya da ertelenemez, dolayısıyla referandumun yapılacağına inanıyorum. Ama 16 Nisan’a bir ay var ve bu bir ayda hiçbirimizin aklına gelmeyen her türlü tuhaflık yaşanabilir mi, hayır diyemiyorum. 15 Temmuz melanetinin yaşandığı, kendi savaş uçaklarımızın TBMM’yi bombalayalı daha bir yıl olmadığı bir ülkede her şey olur diyorum, üzülerek.

Siyaset uzmanı olarak her yerde siyaset konuşulmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence her yerde siyaset konuşulmuyor. Halk ne kadar politize olursa olsun, kendi derdinde. Gündem daha çok ekonomik dertler, işsizlik, terör. Hala %15-20 civarında kararsız var. Hatta son bir araştırmada gençlerin yine büyük bir kısmının sandığa gitmeyebileceği anlatılıyordu. Oyunun herhangi bir etkisi olmayacağını düşünenlerin oranı çok yüksek, iktidarı değiştireceğine inanmıyor bu kitle.

Aslında muhalefet ve hayır cephesi için üzerinde çalışılması gereken bir seçmen kitlesinden bahsediyoruz. Onları sandığa taşıyanlar sonucu ciddi oranda etkileyecekler. Türkiye’deki seçmenler oy verme oranlarında % 80’lerin üzerinde. Bu referandumlarda %70’lere geriliyor, yani katılım yine anahtar rol oynayacak. Gençleri, kararsızları sandığa taşımak, sandığa sahip çıkmak da.

Yurtdışındaki kampanyalar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Almanya ve diğer AB ülkeleri ile ilgili bu polemiklerin biteceğini düşünmüyorum. Hollanda’nın özellikle bu krizi kendi seçimleri için kullanma girişimi çok manidar. Almanya’da seçimler Allah’tan Eylül’de, yoksa buna benzer saçmalıkları orada da yaşama riskimiz artabilirdi. Yurt dışı seçmen aslında konsolide oldu, AK Parti’nin bariz üstünlüğü var, „Hayır“ cephesi daha önce oy kullanmamış olanlara yüklenirse bir değişim yakalayabilir.

Türkiye’de seviyeli bir siyaset ortamı için neler gerekli?

En gerekli şey: Bu kutuplaşmanın son bulması. Yeni bir Anayasa’dan önce parlamenter sistemimizi neredeyse tüm AB ülkelerinde olduğu gibi parti ve seçim yasalarıyla demokratikleştirelim. Ben Türkiye’yi uzun yıllardır bir „iki dudak demokrasisi“ olarak niteliyorum. Vesayet odaklarını yok edecek, milli iradeyi gerçekten iktidara taşıyacak, milletvekillerini gerçekten milletin temsilcisi yapacak olan, her partide egemen olan lider oligarşisine son vermektir. Ayrıca sürekli hale dönüşecek bir OHAL ile bir demokrasinin sürdürülebilirliği olamaz.

Özçelebi Başkanlık Referandumu Paneli’nde

Tarih: 11 Mart 2017 - Sita admin tarafından yazıldı

Siyasal İletişim Enstitüsü  tarafından düzenlenen “Aktörler, Kampanyalar ve Stratejiler” temalı Başkanlık Referandumu Paneli’nde Türkiye’nin arifesinde bulunduğu Anayasa Değişikliği ve başkanlık sistemi referandumu sürecinde, partilerin ve siyasi aktörlerin izleyeceği yol haritası konusunda öngörüleri, partiler arasındaki Başkanlık Referandumu Paneli Afişmuhtemel ittifaklar, referandum kampanyaları ve izlenecek stratejiler tartışıldı.

Panelde konuşmacılar aşağıdaki başlıklar çerçevesinde değerlendirmelerde bulundular:

Kamuoyu Araştırmaları Işığında Vatandaş Eğilimleri ve Öngörüler

Partilerin Referandum Stratejileri, İttifaklar

Referandumun İletişimi: Kampanya Stratejileri, Parti Söylemleri

15 Temmuz’dan Başkanlık Referandumu’na Türk Medyası’nın Siyasi Rolü

Anayasa Referandumu’nda Yeni Medya Etkisi

suat özçelebi 03.2017 başkanlık referandumu paneliSita Politik Danışmanlık Genel Müdürü Suat Özçelebi’nin de konuşmacı olarak katıldığı panelde Özçelebi, referandum sürecinde izlenen stratejileri, parti söylemlerini, “Evet” ve “Hayır” kampanyalar arasındaki eşitsizlikleri, yurt içi ve dışında seçmen davranışlarına yönelik olarak izlenen taktikleri , medyada ve özellikle YSK’nın içinde yer aldığı hukuki süreci, etkilerini siyasal iletişim perspektifinden değerlendirdi.

Diğer konuklar da referandum için yapılan arastırmaları, kampanyaları, sosyal medyadaki calışmaları, sivil toplumda ortaya çıkan CHP’nin kampanyası dışında gelişen çalışmaları, referandum sonrası olası sonuçları, seçmen eğilimlerini, kurulan ittifakların sonuca etkisi, MHP ve Kürt oylarının sonuca etkilerini ele aldılar. Farklı bakış açılarının gözlem ve düşüncelerin dile getirildiği panele katılan diğer konuşmacılar şunlardı: Araştırmacı Adil Gür, İletişim Uzmanı Necati Özkan, Element Stratejisi kurucusu Gulfem Sanver, Yrd. Doç. Erkan Saka ve gazeteci Ahu Özyurt.

Panel, 11 mart tarihinde saat 14.30’da İstanbul İnterContinantel Otel’de gerçekleştirildi.

Suat Özçelebi Samanyolu Haber’de

Tarih: 27 Mayıs 2015 - Sita admin tarafından yazıldı

Suat Özçelebi Samanyolu Haber Mayıs 2015Samanyolu Haber TV’de Haber Ekranı programına konuk olan SİTA Politik Danışmanlık Genel Müdürü O. Suat Özçelebi,

siyasi partilerin seçim kampanyaları etkilerini analiz etti:  Seçimlere 12 gün kaldı. AK Parti ve CHP’nin seçim çalışmaları, izlenen stratejiler ne kadar etkili? HDP baraj sorununu aşabilecek mi?

Lütfen izlemek için Tıklayın.

Özçelebi Bugün TV Aktüel’de

Tarih: 18 Mayıs 2015 - Sita admin tarafından yazıldı

suat özçelebi bugün tv 18 mayıs 2015Bugün TV’de Emre Buga’nın Aktüel programına konuk olan SİTA Politik Danışmanlık Genel Müdürü O. Suat Özçelebi,
“iki dudak demokrasisi”, seçim kampanyaları, sloganlar, sokak etkinlikleri, siyasal iletişimin etkileri, adaylar, araştırmalar ve barajlar başlıklarını tek tek değerlendirdi.

Lütfen izlemek için Tıklayınız.

Suat Özçelebi Kanal D Ana Haber’de…

Tarih: 13 Mayıs 2015 - Sita admin tarafından yazıldı

suat özçelebi Kadanl D Ana haberSİTA Politik Danışmanlık Genel Müdürü O. Suat Özçelebi, Kanal D ana haber bülteninde yakalaşan 7 Haziran 2015 milletvekili seçimlerinde siyasi partilerin açık hava ve sokaktaki seçim kampanyalarını değerlendirdi.

Yayını izlemek için lütfen Tıklayın!

Özçelebi: “Propaganda döneminde çatışmacı dil artacak”

Tarih: 13 Nisan 2015 - Sita admin tarafından yazıldı

suat özçelebi Zaman 13 nisan 2015Sita Politik Danışmanlık Genel Müdürü O. Suat Özçelebi Zaman Gazetesi Pazar Eki’ne seçim kampanyaları, propaganda dili ve Türkiye’de siyaset üzerine konuştu.

Günlük hayata bile yansıyan çatışma dilinin seçim dönemlerinde şiddetlendiği herkesin malumu. Hatta adaylar daha şimdiden kime, nasıl cevap vereceklerini düşünmeye başlamıştır bile. Oysa siyasal iletişim uzmanlarına göre polemiğe giren değil, sağlam vaatler üreten kazanacak.

Milletvekili aday listelerinin açıklanmasıyla Türkiye, yeni bir seçim maratonuna daha adım attı. Bu süreçte çok çalışacaklardan birisi de seçim danışmanları. Giyecekleri kıyafetten hazırlanan afişe, yapacakları konuşmalardan ve billboard için vereceği poza kadar her konuda adaya yol gösteren seçim danışmanlığı Türkiye’de genelde reklam ajanslarının üstlendiği bir alan. Ancak bu işi daha profesyonel düşünüp sadece siyasal iletişime odaklanan kurumlar da var. Bunlardan biri de SİTA Politik Danışmanlık. Yaklaşık 22 yıldır bu alana odaklı çalışan kurum, onlarca seçim deneyimi ve aday macerası atlatmış. Biz de Genel Müdür ve siyasal iletişim danışmanı Suat Özçelebi ile seçim döneminin nasıl geçeceğini, propagandaların hangi yönde ilerleyeceğini konuştuk.

Seçim dendiğinde akla ilk gelen elbette meydanlar ve buradan rakiplere uçuşan sözler. Şiddet dili ülkenin bütün gündemine hakim olmuşken Özçelebi, meydanların da bundan nasibini alacağını söylüyor. Partilerin rakibinin ekonomik ya da sosyal politikalarını eleştirmek ve buna yönelik vaatler üretmek yerine tamamen kişiler üzerinden ilerleteceği bir propaganda dönemi bizi bekliyor. Aslında bunun sorumlusu biraz da halk. Özçelebi’ye göre toplum politikacıların ürettiği şiddet dilini reddeden bir tepki gösterseydi iş bu noktalara kadar varmazdı. Toplumun kutuplaşmadan da pek şikâyetçi görünmediğini ekleyen Özçelebi şöyle devam ediyor: “Geçmişte de liderler arası çatışmalar çok yaşadık. Demirel ve Ecevit çekişmesi bilinir. Ya da Yılmaz ve Çiller. Ama hiçbir zaman bu denli hakaretamiz, kutuplaştırıcı bir dil gelişmedi.” Toplumun bu çatışmacı dile şimdiye kadar tepki göstermese de artık mutsuzlaşmaya başladığının da altını çiziyor.

KAMPANYALAR, KİŞİSEL ÇEKİŞMELER ÜZERİNDEN İLERLİYOR

Propaganda döneminde çatışmacı dilin daha da artacağını yineleyen Özçelebi’nin muhalefet parti adaylarına tavsiyesi, iktidardaki siyasal söylemin ardından ‘takipçi’ konumuna sürüklenmemeleri. Tecrübeli danışman, siyasal iletişimde genelde proaktif bir sürecin tercih edildiğini ancak Türkiye’de seçim dili ve kampanyaların tam tersine reaktif şekilde ilerlediğini anlatıyor. Yani adaylar kendi politikasını, gündemini belirlemek yerine enerjisini rakibe karşı cevap üretmeye harcıyor. Bu durum, liderlerin söyleminden kampanyanın içindeki bütün paydaşlara kadar herkese yansıyor. Dolayısıyla seçim kampanyaları kişisel çekişmeler üzerinden ilerliyor.

Peki bu gidişat kimi besliyor? Elbette ki iktidar partisini. Çatışmacı söylemin artık Başbakan’ın ve Erdoğan’ın politik söyleminin bir parçası olduğunu anlatan Suat Özçelebi’ye göre buna katılan diğer muhalefet partileri sahada oyuncu olmaktan çok oyunun bir parçası oluyor. Oysa muhalefet bu çatışmacı dile ayak uydurmak zorunda değil. Siyasal iletişimde en önemli etkenin güven olduğunu anlatan Özçelebi, bunun da insanın kendisi olmaktan geçtiğini söylüyor. Aksi takdirde söylemlerin seçmende bir karşılık bulamayacağını ekliyor: “Başkasına benzemeye ya da başkasının dilini kullanmaya çalıştığınızda aslı varken kimse taklidini tercih etmez.” Türkiye’de muhalefet partileri kendi gündemini geliştirmekte başarısız. Benzemeye dayalı ve kora kor bir mücadelenin işe yarayacağı fikri ise ülkeyi çatışmanın içine sürüklüyor. SİTA Başkanı’na göre bu yanılgının örneklerinden biri de Kemal Kılıçdaroğlu. Muhalefet partisi liderinin kamuoyu ile tanıştığı dil ile genel başkan olduktan sonra kullandığı dil arasında ciddi bir uçurum olduğunu anlatan Özçelebi, “Adeta Erdoğan’a benzemeye çalıştı. Ve şimdi onu daha iyi yapma telaşıyla daha çok benzemeye çalışarak başka bir mecraya doğru gidiyor. Ben bu çatışmacı dil değiştiğinde başka bir CHP,  başka bir CHP lideri ve söylemin egemen olabileceğini düşünüyorum.” tespitini paylaşıyor.

BİZDE SEÇİMLER ZATEN İKİ TURLU!

Partileri demokrasi yolunda zayıf düşüren diğer etken ise parti içi demokrasiden yoksunluk. Türkiye’deki durumu ‘iki dudak demokrasisi’ olarak niteleyen Suat Özçelebi’ye göre seçimlerde yapılan şey demokrasicilik oynamak. Çünkü Türkiye’de parlamenter yapı genel başkanlar ve yanlarındaki ekip tarafından dizayn ediliyor. Ülke 7 Haziran’da seçime gitse de gerçek anlamda bir seçimden bahsedilemeyeceğini savunan Özçelebi sözlerini şöyle sürdürüyor: “Türkiye’de seçimler çok uzun zamandır iki turludur. Birinci turu yani gerçek seçimi genel başkanlar ve ekipleri yapar, halk sadece yapılmış listeyi tasdikler. Bunun bir benzeri de AKP’de başbakan seçiminde yaşandı. Sayın Cumhurbaşkanı, Ahmet Davutoğlu’nun AKP’ye başbakan olmasını uygun gördü. Dolayısıyla şu anda başbakanı cumhurbaşkanının seçtiği bir ülkede yaşıyoruz.”

Afiş ve flamalar seçmen tercihini etkiler

Siyasal iletişim danışmanı olarak saha çalışmaları ve kamu araştırmaları da yaptıklarını anlatan Suat Özçelebi, “Adayların konumlandırılması, slogan oluşturulması ve vaatlerin seçmende karşılık bulması da çalışma alanlarımızın bir parçası.” diyor. Diğer kısmı ise kozmetik dediğimiz afişler, flama ve billboardlar. Birçoklarının görmekten bunaldığı flama ve afişler düşünüldüğünün aksine aday için oldukça etkili. Özçelebi, flamaların doğrudan oy verme kararını etkilemese de seçmen üzerinde ciddi psikolojik etkisi olduğunu söylüyor. Bununla birlikte bazı adayların propaganda sürecini afiş yapıp iyi bir sloganla belli noktalara asmaktan ibadet gördüğünü anlatan Özçelebi, TV reklamları, afiş gibi araçların en çok görünen unsur olduğunu ancak asıl başarının lideri, partiyi ve adayları doğru konumlanmaktan geçtiğini anlatıyor. Adayın fotoğraftaki duruşu, taktığı kravatı, imajı ve sloganı ise sonradan geliyor. Zira yanlış belirlenen bir strateji konumlamanın üzerine milyonlarca afiş ve reklam hazırlansa da faydasız olabiliyor. Son dönem seçimleriyle ilgili diğer bir gerçek ise propaganda araçlarının artması. Adaylar artık internet ve sosyal medya üzerinden milyonlarca kişiye ulaşabiliyor. SİTA Başkanı’na göre internetin aday için en büyük avantajı ölçülebilir olması. Yani kime ne kadar ulaştığını görüp hedef kitle analizini burada yapabiliyor.

Sosyal medyanın önemini Obama gösterdi

Suat Özçelebi, Türkiye’de seçim çalışmalarında sosyal medyanın öneminin henüz kavranmadığını söylüyor. Adayların da bu mecrayı doğru kullanmakta sıkıntı yaşadığını belirten Özçelebi şöyle konuşuyor: “Sosyal medyanın nasıl bir başarı getireceğini Obama’nın seçim kampanyasında gördük. Hem yüklü miktarda bağış topladı hem de geniş kitlelere ulaştı. Amerika’da bu iş profesyonelce yapılıyor. Bizdeki adaylar bunu Facebook’ta profil açma olarak algılıyor. Kullanılabilecek çok fazla sosyal medya aracı var. Türkiye’de de bunun için bazı ekipler kuruldu. Onlar da troll denen insanlara döndüğü için propaganda inandırıcılık açısından zayıflamış durumda. Özellikle bazı kampanyalar açısından.”

Suat Özçelebi, The Wall Street Journal’a Cumhurbaşkanlığı seçimleri için konuştu.

Tarih: 24 Haziran 2014 - Sita admin tarafından yazıldı

The Wall Street Journal’dan Ayşegül Akyarlı Güven, CHP ve MHP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimleri için ortak adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, seçim kampanyası süreçleri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve mevcut durum ile ilgili  Sita Politik Danışmanlık Genel Müdürü O. Suat Özçelebi’nin görüşlerine başvurdu.

suat özçelebi the wall street journal

Ekmeleddin İhsanoğlu seçime kadar Popülaritesini artırabilir mi?

Türkiye’nin ilk kez halkın oylarıyla Cumhurbaşkanı seçeceği güne sadece 1.5 ay kaldı. Muhalefetin çatı adayının kısa süre önce açıklandığı seçim ortamında iktidarın adayı henüz resmi olarak açıklanmış değil. Temelde iknaya dayalı bir süreç olan ve içinde algı yönetimi barındıran siyasal iletişimde amacın oy verme davranışını değiştirmek olduğunu dile getiren 21 yıllık Siyasal İletişim Uzmanı Sita Politik Danışmanlık Genel Müdürü Suat Özçelebi “Tanınmayan bir adayın istediği algıyı oluşturması tanınan bir adaydan daha kolaydır” diyor. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun kendisini tanıtmak için yeterince zamanı olduğunu ifade eden Özçelebi ile Başbakan’ın yeni aday konusundaki sessizliğini, muhalefetin ‘evdeki bulgur sorunu’nu ve hangi adayın iletişimde daha şanslı olduğunu konuştuk.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaştı. Adaylar ya hala net değil ya da sessiz. Oy verme davranışını değiştirecek bir iletişim kuruluyor mu sizce seçmenle? Türkiye’de yüzde 20-30’luk bir kitle içinde kararını koşullu değiştiren seçen var. Bu koşullar da ortama göre değişirler., Şu anda çok fazla koşul ve veri var. Çünkü temelde bir mesaj kirliliği yaşanıyor. Örneğin Ekmeleddin Beyin kampanyasında şu anda bir kampanya mantığı göremiyorum. Bana göre bu büyük bir risk. Bazı capslerle başladılar tanıtıma. Sosyal medyada ‘Bozok yaylasının evladı’ yazıyor resimlerin üzerinde. Bunu yanlış bir çıkış olarak görüyorum. ‘Temelde sizden biri’ mesajı verilmeye çalışılıyor fakat önemli olan mesaj bu mudur konusu henüz bilinmiyor. Seçmen kolay yönlendirilmez. Algı ve koşulun ne olduğunu bilmek gerekir. Bilgi önemlidir.

Ne yapmak lazım bilmek için?

Araştırma yapılmalı. Veriyi ve toplumdaki karşılığını sorgulamak gerekiyor. ‘Bize öyle geliyor’ ya da ‘Ben, bana böyle geliyorum’ diyerek tanıtım olmaz. Sizin karşı taraftaki algıyı doğru ölçmeniz gerekiyor. Çünkü algı bir yerden sonra gerçeğe dönüşüyor. Sizin o gerçekle ne kadar baş edebileceğinizi de bilmeniz gerekiyor. Cumuraşkanlığı seçimine yönelik bu tarz bir seçimde odak grup çalışmaları ile çeşitli bölgelerdeki algının ölçülmesi en doğrusu bence. ‘Seçmenin algısında nasıl bir Ekmeleddin İhsanoğlu var?’ ‘Biz o algıya göre nasıl bir konumlandırma yapabiliriz?’Bu soruların cevabı bulunmalı. Sıkı bir kampanya ekibi bunu dizayn etmeli. Adayla herşeyi baştan sonra konuşmalı. Aday araç olmamalı.

Ekmeleddin İhsanoğlu için bu koşullar oluştu mu henüz?

Hayır. Bizde herşey tepeden inme gelişiyor. ABD’yi düşünün; Başkanlık seçimleri için adaylar 1-2 yıl önceden kendi partileri için kendi aralarında yarışıyorlar. Bizdeyse seçime 2 ay var ama Ekmeleddin Beyin resmi rakibi yok.

Ekmeleddin Bey’i 2 ayda Anadolu’daki Ahmet Amca’ya tanıtmak mümkün mü?

Evet mümkün. Ama bu bir yerden sonra bütçe işi. Sınırlı bütçeyle anlatamayız. Örneğin televizyon çok önemli bir araç. İstenen mesaj belirli saniyelere bölünerek anlatılabilir Bu açıdan çok önemli. Sosyal medyada önemli olmakla birlikte bu önem biraz abartılıyor. Hala bizim açımızdan televizyon bu tip bir kampanyada çok etkili. Çünkü mesajı saniyelere bölüp aktarabiliyor. Sosyal medyasız bir tanıtım düşünülemez ama kitle iletişim araçları da çok önemli. Hangisinin ne kadar kullanılması gerektiğiyse araştırma yapılmadan bilinemez.

[image]

Algı her zaman adayın gerçeğini yansıtır mı? Algı gerçektir ama tabii ki gerçek daha gerçektir. Siz araştırmanızı düzgün yapıyorsanız ve soruları gerçekten sonucu görmek için soruyorsanız o zaman algı stratejisini doğru yaparsınız. Aday o algının herşeyine sahip olmalıdır. Kesinlikle adaya rağmen kampanya yapılmamalı. ‘Bak aslında öyle değilsin ama böyle görünmelisin’ kampanyası yapılırsa inandırıcı olmaz. İknanın temel unsuru olan güven bu koşul altında oluşmaz.

“Algı gerçektir ama gerçek daha gerçektir. Kesinlikle adaya rağmen kampanya yapılmamalı.”

Ortada bir araştırma olmadığını biliyorum ama 21 yıllık deneyiminizle siz Ekmeleddin İhsanoğlu olsanız, kampanyanızın ana hatları nasıl olurdu?

Ben Ekmeleddin Bey olsam tamamen proaktif olurum. Yani ‘Ne derdim olabilir ki Başbakan’la’ siyaseti yaparım. Ama ‘bana nereden gelebilirler’i bilmem gerekir. Kriz iletişimini ve olası senaryoları bilmem gerekir. Aslında bunlar birçok kampanyada yapılır. Birçok şey belirlenir. ‘Aday mı konuşacak?’ ‘Sözcü olacak mı?’ gibi birçok seçenek var burada. Ekmeleddin Bey bunu 2 haftada kurgulayabilir ama profesyonel bakış açısı önemli.

Siyasal iletişimi en profesyonel uyguayan partinin Ak Parti olduğu algısı var. Gerçeği yanısıtıyor mu bu algı?

Doğru. Ak Parti’nin siyasal iletişimi gerçekten örnek alınabilecek nitelikte. Başbakan ayda en az 2-3 tane, kendisiyle de ilgili araştırmalar yaptırıyor. Sırf ona çalışan araştırma şirketleri de var. Bu zaman zaman riskli olsa da o şirketleri de başka araştırmalarla denetlediğini biliyorum.

[image]

Başbakan Ekmeleddin İhsanoğlu hakkında yorum yapmıyor. “Çatısı olmayan aday’ dışında bir eleştiride bulunmadı. Bunu nasıl yorumlamalı?

Ben de bu dediğinizi hissediyorum. İlk algı olarak da şunu söyleyebilirim ki bence bir tür Ekmeleddin Bey’in de kendisinden kaynaklanan biçimde olayı ağır tartışmalı bir dilden götürmeyeceği izlenimi yaratıyor. Bu kendisine gelen üslupla ilgili eleştirilere de yanıt niteliğinde bence.

“Başbakan’ın İhsanoğlu sessizliği kendisine gelen üslupla ilgili eleştirilere de yanıt niteliğinde bence”

Her konuda daha yumuşak bir üslubu yok ama

Yok. Biraz daha bu kampanyaya dönük birşey. Ama ben orada yine Sayın Başbakanın kendisini tutamayacağı konular olacağını düşünüyorum.

Bugüne kadar Başbakanın eleştirilerinde “Bu CHP zihniyeti” tavrı öne çıktı Oysa şimdi daha farklı özelliklere sahip bir aday var. Bu iktidarın iletişimi açısından ezber bozar mı?

Tırnak içinde evet. Ama biz hala neyin ezberini bozduğumuzu bilmiyoruz. Ortada somut birşey yok. Birbirlerine ne diyecekler, karşılıklı tezleri ne olacak bilmiyoruz. Başbakan aslında Cumhurbaşkanlığı konusunda ‘Ben başka türlü olacağım’ derken Sayın Gül’e de ‘Sen aslında başka türlü olmadın’ diyor. Ekmeleddin Bey kuvvetler ayrılığını dile getirecek mi bilmiyoruz.

[image]

O konuşmadı ama Kılıçdaroğlu onun adına ‘Başbakana her an karışmayan bir Cumhurbaşkanı olacak’ dedi. Ama işte bunu Bahçeli ve Kılıçdaroğlu mu yerine getirecek yoksa kendisi mi? Kimin söylediğine göre algı da değişir. Hem mesajın içeriği önemli hem de “aday mesajı gümbür gümbür dile getirip arkasında duruyor mu” diye bakılır. Yoksa bu bir ‘kaçak güreş’ mi derler. Mesajı kendinin vermesi adayın karşı tarafta yaratacağı etkinin potansiyeli açısından önemli. Kategorik olarak seçmen kademeli düşünmez. O gün o algıyla düşünür. ‘Kendisi birşey söylemiyor. Hep başkası konuşuyor’ algısı kalır insanlarda. Ben Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’nun biraz geri çekilip Ekmeleddin Bey’in tamamen önde ve tek durması gerektiğini düşünüyorum. Tırnak içinde söylüyorum. ‘Korunan kollanan çocuk gibi olmamalı’

“Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’nun biraz geri çekilip Ekmeleddin Bey’in tamamen önde ve tek durması gerektiğini düşünüyorum. ‘Korunan kollanan çocuk gibi olmamalı’”

CHP’NIN EVDEKİ BULGUR SORUNSALI Çatı aday CHP’lilerden çok tepki aldı. Onlarla nasıl bir iletişim kurulmalı?

Baştan bu karar verildi ve bitti. Evdeki bulgurdan olacak mıyız olmayacak mıyız? Evdeki bulgur ne kadar riskte? Çünkü Ekmeleddin Bey’in tipoljisine baktığımızda kesinlikle bir CHP adayı değil. Bu şu hesabı yaptıklarını gösteriyor. Evdeki bulguru biraz riske aldılar ve bundan da çok imtina etmediler. Başka türlü Ekmeleddin Bey tipolojisinde bir adayın CHP’nin içinde olduğu bir koalisyonun adayı olması mümkün değil Küskün CHP’lilerin oy vermedeki tavrı ve daha da önemlisi Kürt oyları bu seçimde belirleyici olacak.

Başbakanın daha yumuşak bir üslup algısı oluşturmak istemesi durumunda 2 ayda böyle bir algı oturtabilir mi?

Tanınmayan birinin istediği algıyı oluşturması tanınan birinin kendsi hakkındaki algıyı değiştirmesinden çok daha kolay. Çünkü tanınmayan aday önyargı duvarına çarpmıyor. Ama burada tanınmayan adayın uygunluk derecesi de çok önemli.

Bütçenin öneminden bahsettiniz. Ne kadarlık bir bütçeden bahsediyoruz tanıtım için?

Partilerin elindeki bütçeyi bilemiyoruz. Şu an ne rakam söylesem anlamsız olur. Ama milyon dolar seviyesindedir tabii. Burada parti yardımlarının yanısıra bağışlar da önemli.

Yerel ve genel seçimlerde nasıldır bütçeler?

Yerel seçimlerde ortalama bir ilçe adayının tanıtımına 100-150 bin TL harcanır. Maliyeti yüksek kalem afiş değildir. İşin lojistiğidir. İyi bir megaboard binlerce afişe bedeldir. Mevcut kitle ‘Beni motive et’ ister. Bayraklar ver şarkılar o kitle için önemlidir.

Haberin orjinali için lütfen tıklayınız. (The Wall Street Journal-Türkiye 24.06.2014)

Siyaset Okulu’nda “seçim kampanyaları ve iletişimi yönetmek” konuşması

Tarih: 04 Mart 2014 - Sita admin tarafından yazıldı

siyaset okulu3

Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Okulu’nda 1 Mart tarihinde Sita Politik Danışmanlık Genel Müdürü O. Suat Özçelebi bir konuşma yaptı.

“Seçim Kampanyaları ve İletişimi yönetmek…” konulu sunumunun ardından Siyaset Okulu öğrencilerinin sorularını yanıtlayan Özçelebi, “Siyasal İletişim sürecin tüm unsurları kavrandığı zaman yönetilebilir” dedi.

İnteraktif bir biçimde konuşmasını gerçekleştiren Özçelebi, seçim kampanyalarının önemli unsurları, siyasal iletişim yaklaşımı, konumlandırma, “algılanma birikimi” birçok kavramı dinleyicilerle birlikte irdeledi.

siyaset okulu 1

Siyaset Okulu’nun 8. haftasının açılış konuşmasını yapan Özçelebi, seçmen kampanya süreçlerinde ve üretilen bütün kampanya malzemelerinde “neden sana oy vereyim” sorusunun yanıtını bulmadıkça, adayların bu soruya net bir yanıtları olmadıkça “oy verme davranışının” değişmeyeceğini belirtti.

Siyasal iletişimin temelde seçmenlere yönelik algıyı yönetme, motive etme ve bir ikna süreci olarak tanımladıklarını vurgulayan Özçelebi, “ancak buradaki en önemli unsur pazar günü evinden çıkıp sandığa gitme isteği yaratacak bir biçimde bunu başarabilmektir.” dedi.

siyaset okulu 2

Son bölümde Siyaset Okulu öğrencilerinin sorularına yanıt veren Özçelebi, siyasal iletişim kampanyaları, siyasi partilerin son seçim stratejileri, sloganları, uygulamalardan örnekler, “iki dudak demokrasisi” konusunu ve yerel seçim sürecinde Türkiye’de ortaya çıkan temel sorunları ele aldı.

Konuşmanın ardından Siyaset Okulu yetkilileri Sita Politik Danışmanlık Genel Müdürü O. Suat Özçelebi’ye  bir teşekkür plaketi verdiler.






Close
Takipçimiz olur musunuz?
SİTA ile ilgili gelişmeleri sosyal medya adreslerimizden takip edin